“Altı üstü iki hareket yapacağız, nedir bu tantana, bu süslü laflar…”

Yogaya ilk başladığımda sınıfta sık sık söylenen ‘bedeninle bağ kur’ cümlesini hiç anlamıyordum.
Şimdi kelime olarak beden ne demek biliyorum, kur fiilini anlıyorum, bağ kelimesini de…Ama beden, bağ ve kurmak bir araya gelince ortaya çıkan şey niye bu kadar önemli anlayamıyordum. Zaten ben ve bedenim aynı değil miyiz? Bağ kurmaktan öte bedenimle bir değil miyim?  Diyordum ki, “Altı üstü iki hareket yapacağız, nedir bu tantana, bu süslü laflar…”

Müthiş disiplinliydim bir de o zaman, net kuralları olan bir yoga stilinde pratik yapıyordum, her gün matın üstüne çıkıyor 90 dakika boyunca tüm gücümle pozlarla güreşci gibi savaşıyordum. Bugün baktığımda neden o stili seçmişim hiçbir fikrim yok, durmaksızın bir mücadele halinde pozdan poza atlıyordum. Aklımda hep idealize ettiğim bir takım pozlar vardı, o pozu ‘başardığımda’ ‘yogaya’ ‘gerçekten’ adım atacağımı düşünüyordum. O pozlar yapılmadan ben yoga ailesine ait değildim.
Bedenim burada sadece bir araçtı, karnımın, kollarımın, sırtımın güçlenmesi, bacaklarımın, kalçamın ve omurgamın esnemesi gerekiyordu, ki beni baş duruşuna, kargaya taşıyabilsinler, ayakta öne eğildiğimde başım bacaklarıma değebilsin.

Ama benim canım bedenim bu oyunu oynamak istemedi. Yoga yaptıktan sonra hep yorgun oldu, üst üste pratiklerden sonra esneyeceğine katılaştı, bazı pozları inatla ve haldur huldur yapma çabası dizini sakatladı, boynunda fıtıklar oluştu.
Yavaş yavaş anlamaya başladım, türlü bedensel sıkıntılar çeke çeke; işte insan bir bütün olmayabiliyormuş, insanın zihni, beklentileri, arzular, bedenin ihtiyaçlarından, sınırlarından, haz alanlarından farklı yerlere düşebiliyormuş.
İnsanın bedensel imgesi gerçek bedeninden çok farklı olabiliyormuş.

Bağ kurmak denen şey de elinde ne varsa onu kabul etmekmiş, onu duyabilmek, mesajları almakmış. Kendini görünen/seyredilen/performans sergileyen bir organizma olarak görmek yerine, hisseden, zevk alan, acı çeken, endişe taşıyan, heyecan duyan bir bütün olarak deneyimlemek bağ kurmakmış.
Sorun yogada, bir stilde, bir pozu inatla/sebatla çalışmakta değil, sorun nefesi tutarak zihnindeki hırslı sese kendini kaptırarak andan zevk almayı unutarak bedeni araçsallaştırmada.

nilufer eyiişleyen“Altı üstü iki hareket yapacağız, nedir bu tantana, bu süslü laflar…”