Uzaktan yoga

Yoga bilgisini paylaşmak için eğitim almaya karar verdiğimde bir film arasındaydım. Hangi film olduğunu keşke hatırlasam. Hangi sinema, hangi koltuk ve bir gün ortası olduğunu anımsıyorum. Pandemiden önce sıklıkla yaptığım gibi sinemada tek başıma film izlemenin tadına varıyordum o gün de. Antrakt oldu, ışıklar yandı, reklamlar başlamadı, çoğunlukla olduğu gibi koltuğumda oturmaya devam ettim. Arayan soran var mı diye telefonuma bakarken yeni gelen bir e-postaya takılıp kaldım.

Gönderen Bora Ercan idi. Düzenli yoga yapan üyelere yazmıştı. Ben de haftanın yedi günü asana ve pranayama pratiklerim için stüdyodaydım. Yeni başlayacak olan Yoga Eğitmenlik Eğitimi (Bugünkü adıyla Yoga Uzmanlaşma Programı) hakkında bir e-postaydı bu. Birkaç hafta önce de stüdyonun adresinden gelmişti, okumuştum, silmiştim ve yoga pratiklerime devam etmiştim. Hocamızın mesajındaki bazı cümleler dikkatimi çekti ve eğitime katılmak istediğimi yazıp yolladım. Hızlı, pek düşünmeden yapılmış bir eylem gibi görünse de arka planda pek çok şey işledi, kendimi irdelediğimde buluyorum oradaki yanıtları.

Filmin birinci bölümü, bir ara ve filmin ikinci bölümü. Meğer hayatım, bu fasıla sonrası ikinci bölümde bir hayli değişecekmiş.

Kısa bir süre sonra eğitim başladı, yıllar içinde Bora Ercan’ın üç eğitim programına katıldım. Temel, ileri seviye yoga uzmanlaşma ve meditasyonda uzmanlaşma. Temel eğitim sonrası stüdyo programında arkadaşlarımla derslere başladık… Beş yıl olmuş. Aralarda pek çok farklı çalışma, eğitim…

Derken tüm dünyayı etkisi altına alan ölümcül bir virüs nedeniyle hayatlarımızı yaşama, işimizi yapma, ihtiyaçlarımızı karşılama biçimleri aniden değişiverdi. Çok uzun zaman olmadı ama bizler, yoga bilgisini paylaşmak üzere çalışan bizler, hızlı bir şekilde online olarak derslerimize kaldığımız yerden devam etmek üzere bazı düzenlemelere gittik.

Birden kendimizi bilgisayar/telefon kameraları karşısında bulduk. Belki sosyal medya alışkanlıklarımız vardı ama bu canlı dersler başka bir şeymiş, onu anladık. Katılımcıların neler yaşadığını anlamak için hemen farklı yoga asana çalışmalarına katılmaya başladım. Sevmiş olmalıyım ki kendi pratiğimi online derslere katılarak sürdürüyorum. Bu süreçte bana iyi gelen, Iyengar Yoga oldu ama yine de türler arası gezinmeye devam ediyorum. Iyengar’a biraz daha zaman ayırıyorum çünkü iyi biliyorum ki çerçeve bana iyi geliyor! (Sırtıma da iyi geldi doğrusu) Iyengar Yoga derslerine katıldığım tüm değerli hocalara buradan sevgilerimi sunuyorum.

“Çerçeve ile ne ilgisi var?” demeyin. Iyengar Yoga disiplini/bilgisi ister stüdyoda ister dijital platformda olsun dersi veren eğitmenin tutumu nedeniyle sizi çerçevelenmiş hissettiriyor ki bu ilk bakışta bazılarına “sınırlanmışlık” hissi verebilir oysaki orada gerçekleşen aslında bir özgürlüktür. Elbette diğer stillerde dersler veren eğitmenler olarak bizler de belli bir disiplin ve çerçeve ile bilgilerimizi paylaşıyoruz ancak bu Iyengar Yoga’da daha net diye düşündüm.

“Uzaktan yoga” uygulamak ve uygulatmak…

Yoganın kelime anlamlarında biri, “bir araya getirmek, bütünleştirmek”. Bu anlamı günümüz kent yaşamında stüdyoları düşünüp “sosyal bir araya geliş” olarak da yorumlayabiliriz herhalde.

Bu bir araya geliş şimdi dijital platformlarda. Bu platformlar katılımcılara ve eğitmenlere farklı deneyimler yaşatıyor. Örneğin fiziksel olarak bir stüdyoda yoga asana çalışmasına katıldığınızda mevcudiyetinizi ortadan kaldırmak gibi bir seçenek yoktur. Yani zihniniz uçuşsa bile fiziksel olarak “şimdide ve burada” olursunuz. Dersin yönlendiricisinin gözlemi, geri bildirimi yani bir çerçeve içindesinizdir.

Bir çerçevesever olarak bunu iddialı bir şekilde genellemek istiyorum: Her bireyin beşikten mezara çerçeveye ihtiyacı vardır. Annenin çizdiği çerçevede sorun varsa işimizde eşimize, çocuğumuzdan dostumuza, hobimize ilişki kurduğumuz/kuramadığımız her şeyle sorun vardır.

O nedenle şimdi kısaca psikanalizdeki çerçeve’yi tarif edip bunu yoga derslerine uyarlayacağım:

Bir şeyin ne olup olmadığını çerçeve belirler. Duvarda asılı bir resmin çerçevesi; belli bir kurguda, zamanda, sayfa sayısında akan romanın çerçevesi; boşluklarıyla, sesiyle sessizliğiyle bir müzik parçasının çerçevesi… Bir yoga dersinin ne olduğunu da çerçevesi belirler. Süresi, mekanı, dersin konusu, kullanılan araçlar, bedene saygı, söylenenleri duymak/uygulamak, zihni bedende/nefeste/anda tutmak, uyarıları kişisel algılamamak, görünür olmak…

Psikanalitik çerçeve de neyin psikanaliz olduğunu belirler. Yani bu kadar kritiktir. Sizi güvende hissettirir çünkü belirsizlik yoktur. Seans her zaman aynı gün ya da günlerde, aynı saatte yapılır. Ücreti bellidir, ne şekilde ödeme yapılacağı, ne zaman ücretin artacağı da, tatillerin nasıl olacağı ve bu zamanlarda ücret sisteminin nasıl olacağı da nettir, daha da önemlisi nedeni ne olursa olsun analize gitmediğiniz günün ücretini de paşa paşa ödersiniz. Evet aklınıza en ekstrem analize gidememe gerekçelerini de getirseniz bu çerçevenin dışına asla çıkılmaz, o para ödenir. Ben de ödedim.

Psikanalizdeki çerçeve bu kadar belirgin ve nettir ama kendisini oluşturan kurallar bütünü aslında biraz daha karmaşıktır. Zaman, mekân, maddi karşılık yanı sıra çalışmanın yapısı da bir çerçeve unsurudur. Her bir unsur çok önemli olmakla birlikte analist ile analizan arasındaki ilişki çok belirleyicidir çerçevede. Seans odasında, seans süresince kurulan ilişkinin dışına çıkılmaz. Çerçevenin işlevlerine çeşitli kuramcılar tarafından sembolik anlamlar atfedildiğini görürüz.

Bunlar içerisinde Anthony Bass’ın “When the frame doesn’t fit the Picture” başlıklı makalesinde belirttiği açıklamayı yoga asana pratiklerini sürdürdüğümüz seanslar için bağdaştırmaktan çekinmiyorum. Bass, psikanalitik çerçeve sayesinde günlük hayat ilişkilerimize benzemeyen, sınırları belli, güvenli ve özgür bir alandan söz eder.

Şimdi pandemi öncesi stüdyoda verdiğim yoga dersleri için Bass’ın psikanalitik çerçeve yorumunu ödünç alıyorum. Yoga uzmanlaşma programlarında hocalarımızın bize üzerine basa basa öğrettiği, bizim de eğitim alan yeni öğrencilere aktardığımız iki önemli bilgi vardır:

1. Öğrencinizi güvende hissettirin, güven verin, güvenli alan oluşturun.

2. Bunu yaparken şefkat ile yaklaşın. Ama bu öyle bir sınırda olmalı ki kişisel ilişkiye dönüşmemeli.

Bu iki bilgi, Bass’ın belirttiği gibi günlük ilişkilerimizden farklı, sınırlı, güvenli bir alan oluşturmamızı sağlar.

Bu alanda da katılımcı kendiyle, diğer uygulayıcılarla ya da sizle rekabet etme stresine girmeden pratiğini özgürce deneyimleyebilir. Bunu oluşturmak güçtür. Hatta bu tarifteki dozlar zaman zaman değişir, kıvam değişiklik gösterebilir ama belli bir üst-alt limit arasında gidip gelmek mümkündür. Çerçevenin diğer unsurları, ders saati, dersin türü, dersin süresi, derste yapılması/yapılmaması gerekenler (mesela eğitmenin ve katılımcının salondan çok gerekmedikçe çıkmaması, katılımcının bedeninin izin verdiğince pratiğini uygulamasına saygı göstermek, katılımcının beden hizalamasını yaparken kişisel alanına saygı…) dersin ücreti, tüm bunlar da bellidir, baştan uzlaşılır ve bunlara uyulur.

Gelin görün ki pandemi günlerinde çerçevenin kenarlarından biri, bazen ikisi deforme oldu, belki de kalktı. Bunun pek çok nedeni olabilir; zaman zaman kesintiye uğrayan internet bile çerçeveyi bozabilir. Dijital platform üzerinden ders veren ve derslere katılan bir yogasever olarak dijital çerçeveyi şu şekilde yorumluyorum:

Çerçeve seven bir yoga asana uygulayıcısı olarak; görüntümü açık tutmayı tercih ediyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi bir stüdyo dersinde kendi görüntünüzü, mevcudiyetinizi şimdiki zaman ile ilişkilendirdiğiniz varlığınızı gözler önünden kaldırmanız mümkün mü? Hayır. Hatta orada görülmeye, fark edilmeye ihtiyacınız vardır. Bu sizi o asana pratiğinde, anda tutar. Hocanız size “Bacağını kaldır.” dediğinde “Yok ya ben bacağımı şimdi kaldırmayayım.” demezsiniz. Gelen komut ve eyleminiz bütünleşir, kulağınız da komutta olduğu için zihin de derlenir toparlanır. Asanadayken ters giden bir şeyler varsa da beni çerçeveleyen hocam gerekli uyarılarda bulunur, böylece hem bedenim hem zihnim yeniden ve yeniden şimdiki zamana gelir. Amacım dikizlenmek, kendimi ortaya koymak arzusu değil, pratiğimi gerçekleştirmek için araç kullanımıdır. Benim için çerçeveyi belirleyen temel unsur görüntümle derse katılmak. Benden talep edilen maddi karşılığı ödemek, zamanında derse katılım sağlamak ve hocanın belirlediği zamanda da çalışmayı sonlandırmak. Bu durumda “uzaktan yoga” beni derleyip topluyor, motive ediyor ve bana özgürleşme alanları/anları sunuyor.

Çerçeve seven bir yoga asana uygulatıcısı olarak; iki aya yakın bir süredir, haftada iki kez Hariom Yoga Merkezi’nin online platformundan yoga asana ve pranayama çalışmaları yaptırıyorum. Yeni platformumuz katılımcıları görmemizi sağlayacak. Eski sistemimizde katılımcıların sadece isimlerini görebiliyoruz, bir de yazdıkları yorumları. Sadece isim görmek bana şunu fark ettirdi; tanıdığım ve pratiğini bildiğim katılımcıları ders boyunca verdiğim asanaları yaparken zihnimde canlandırıyorum. Oldukça yoğun bir odaklanma gerektiriyor ama bir bağ kurmanız ve çerçevenizi çizmeniz için bir miktar işe yarıyor. Sonra ekranda sadece kendi görüntüm olmasına rağmen buna hiç bakmadığımı, sürekli olarak isim listesine bakarak konuştuğumu fark ettim. Başka bir görsel gerçeklik yarattım zihnimde. Katılımcıları görecek olduğumuz yeni sistemde çok özel bir neden olmadıkça kameraların açık olması eğitmenlerin dersin çerçevesini çizmesine, dolayısıyla sizlerin pratiklerine olumlu katkıları olacaktır.

Bir stüdyo dersinde gözlerimiz, zihnimiz açık, tüm mevcudiyetimizle orada bulunarak öğrencilerimizin yüz ifadelerini, bedenlerini, duruşlarını gözlemleriz; nefeslerini dinleriz, salondaki genel havayı duyumsarız, ne hissedildiğine ilişkin empati kurarız… Şimdi tüm bunları “uzaktan” tekrar kurmaya çalışıyoruz, uzaktan yogayı bütünleyici bir fonksiyona kavuşturmak çerçeve ile ve çerçeveye yüklenen anlam ile mümkün. Ücreti, saati, konusu/tekniği belli, kuralları yerinde, çerçevesi net olan yoga pratikleri bir araya getirme, bütünleme, derleme, toplama anlamını dijital de olsa yerine getirecektir.

 

Online yoga dersi katılımcılarına öneriler:

  • Kendi alanınızı oluşturun. Yoga matınız her zaman aynı yerde olursa daha iyi odaklanıp ev halinden yoga pratiğine daha hızlı geçiş yapabilirsiniz. Yoga stüdyosunun da yeri kolay kolay değişmez sonuçta. Salondan içeriye girdiğinizde dış dünya ile mesafeli, farklı bir mekan enerjisi ile karşılaşırsınız. Bunun gibi düşünebilirsiniz. Yoga yaptığınız alan ile ev hali arasında bir mesafe, bir fark…
  • Ev kıyafetlerinizle yoga yapmayın, mutlaka üzerinizi değiştirin. Sabah pratiği yapacaksanız kriya’larınızı uygulayın. Kişisel bakımlarınızı yapın, mümkün olabiliyorsa duşunuzu alın ve yoga matınıza yerleşin.
  • Yoga yapacağınız alanın havalandırmasını aksatmayın. Taze havayı önemseyin.
  • Bilgisayar ya da cep telefonunda bağlandığınız derste belirtecek herhangi bir notunuz yoksa kendinizi sessize alın, görüntünüzü açın. Görünmekten çekinmeyin, stüdyoya gittiğinizde görünür olmaktan çekiniyor muyuz? Görünür olmak sizi derste tutacaktır. Deneyin, önerimin etkisini bu şekilde daha iyi anlayabilirsiniz. Hocanız için de sizi görmek daha verimli bir ders vermesini sağlayacaktır.
  • Sizi bölebilecek her şeyden kendinizi yalıtın. Cep telefonuna gelen mesajlar, mailler, aramalar, yan odadan seslenen birileri vs. Bunlardan bir saat ya da bir buçuk saat kadar uzak kalmak dünyanın sonu olmadığı gibi yeni bir dünyanın kapılarını açacaktır. Evet bu kadar basit bir şey, bu kadar etkili sonuçlar sunuyor.
  • Yoga asana uygulamalarının en önemlisi shavasana. Ceset duruşu demektir. Pratiğin sonunda beden, nefes, zihin telaşsız ve sakindir. Beden tamamen kıpırtısızdır.  Bunun süresi dersin süresine bağlı olarak değişiklikler gösterebilir ancak en az 10 dakika olmalıdır. Hocanız dersi daha erken bitirse bile şavasanada bir süre kalmaya devam edin ki o da bunu önerecektir.
  • Kendinize ayırdığınız bedensel ve zihinsel yoga asana, pranayama, meditasyon uygulamalarında ekrana, hocanın kıyafetine, saçına, başına, kendinizin nasıl göründüğüne bakmak yerine (bakıyorsunuz demiyorum, insan zihni bir an bir şey dikkatini çeker, aklı kayar, normaldir) hocanızın sözlerine kulak kabartın ve dikkat kesilin. Yoga asana pratiğinde dinlemek, duymak, duyulanı uygulamak, verilen yönlendirmeleri yapmak, size özel uyarıları kişisel/egosal yorumlayıp alınmadan bedeninizde, nefesinizde, ruhunuzda uygulamak önemsenmesi gereken bir meditatif çalışmadır.

Bu önerileri hem bir öğrenci hem bir öğretmen olarak paylaşmak istedim.

Sevgiler

Hariom,

Nilüfer Eyiişleyen

nilufer eyiişleyenUzaktan yoga