Arzunun O belirsiz nesnesi*

“İhtiyaç ve talep arasında boşluk yaratabilmek” üzerine bir deneme Hayatınızda hiç delice arzu ettiğiniz bir şeye ulaştınız mı? Peki sonra ne oldu? O şey ile ne yapacağınızı bilebildiniz mi ya da “sıradaki” mi dediniz? Bu esnada ihtiyacınız ile talebiniz (İhtiyacın dile getirilmesi) arasındaki boşlukta (Lacan) hiç durup düşünmeyi denediniz mi, yoksa arzunuzun o boşluğa kurulmasının

Bilinçdışı, Unbewußt ya da Chitta. Peki ya bilinçaltı?

Hız, haz, yas, mutluluk, şefkat, arzu, bağlanma, özgürlük, acı, farkındalık, şimdide ve burada olmak, yapmak yerine olmak, acı, zihin, koşullanma, beklenti, yargı… Batılı düşünüş biçimi bu kavramlardan söz ederken Epikuros’dan giriyor, Freud’dan çıkarken illa ki Nietzsche’ye, Schopenhauer’a, Spinoza’ya uğruyor. Büyük düşünürlerin insanı sarıveren düşüncelerinden söz edilirken örneğin Bruno’nun, Schopenhauer’un, Spinoza’nın Hint düşünüşünden ne kadar etkilendiğine