Bir gece macerası 2, Mindful Hikayeler

2019, soğuk bir hafta sonu. Benim için sadece soğuk bir hafta sonu değil, çok önemli bir hafta sonu. Uzun süredir hazırlandığım bir eğitimi vermeye başlayacağım bir hafta sonu. Gözümü cumartesiye, midem burula burula açıyorum. İçimdeki ses ile bedenim sanki iki farklı dil konuşuyor ve birbirlerini anlamıyor; İçimdeki ses “Her şey yolunda gidecek” diyor, omuzlarım, ellerim,

Bir gece macerası, Mindful Hikayeler

Geçen kış gecenin bir yarısı, bir örneğini ancak Pembe Panter filmlerinde görebileceğimiz, peş peşe yaptığım sakarlıklar sonucu, sol ayağımın serçe parmağını çok derin bir biçimde kestim. Evdeyim bu arada, tenha bir ormanlık arazide, karanlık bir deniz kıyısında falan değil, kendi yatak odamda… Bütün olay, yatağım ve başucu komodinim arasındaki o küçücük metrekarede gerçekleşti. Nasıl olduğunu

Tümgüçlü halinizi ve geçiş nesnenizi nasıl bilirsiniz?

İz Sürücü (Stalker, Tarkovsky, 1979) “izlediğim en çarpıcı filmler” listesinde ön sıralardaki yerini aldı. Evet bu kült filmi yeni izledim. Sinema yüksek lisansı yaparken çok etkilendiğim bir ifadeyle karşılaşmıştım, sanıyorum söyleyen Yusuf Kaplan idi. Aşağı yukarı şöyle: “Film izledikten sonra kısa süre için başka tür bir canlıya dönüşürüz. Bir süre sonra yine kaldığımız yerden devam

Erdem, zorbalık ve dijital zorbalık üzerine

Bu iki kavramın (erdem/zorbalık), zıtlıkları itibariyle, birbirini çok iyi tamamladıklarını düşündüm. Zorbalık kavramını Lacancı ve Freudien okumalarım, deneyimlerim, gözlemlerim ışığında, erdemi de Batı, biraz Doğu felsefesi ışığında ele alıyorum. İlk gözlemimi şu cümleyle ifade edebilirim: Bugünlerde zorba olmak “elimizin altında”. Fark etmiyoruz bile. Gerçi kimse de kendi kendine “Amma da zorbayım” demiyordur herhalde. Dese belki

Arzunun O belirsiz nesnesi*

“İhtiyaç ve talep arasında boşluk yaratabilmek” üzerine bir deneme Hayatınızda hiç delice arzu ettiğiniz bir şeye ulaştınız mı? Peki sonra ne oldu? O şey ile ne yapacağınızı bilebildiniz mi ya da “sıradaki” mi dediniz? Bu esnada ihtiyacınız ile talebiniz (İhtiyacın dile getirilmesi) arasındaki boşlukta (Lacan) hiç durup düşünmeyi denediniz mi, yoksa arzunuzun o boşluğa kurulmasının

Bilinçdışı, Unbewußt ya da Chitta. Peki ya bilinçaltı?

Hız, haz, yas, mutluluk, şefkat, arzu, bağlanma, özgürlük, acı, farkındalık, şimdide ve burada olmak, yapmak yerine olmak, acı, zihin, koşullanma, beklenti, yargı… Batılı düşünüş biçimi bu kavramlardan söz ederken Epikuros’dan giriyor, Freud’dan çıkarken illa ki Nietzsche’ye, Schopenhauer’a, Spinoza’ya uğruyor. Büyük düşünürlerin insanı sarıveren düşüncelerinden söz edilirken örneğin Bruno’nun, Schopenhauer’un, Spinoza’nın Hint düşünüşünden ne kadar etkilendiğine

“Türün başka bir biçime geçmesi doğal akışa bağlıdır”

Başlık; İ.S. 200’lü yıllarda yaşadığı bilinen Patanjali’nin, Yoga Sutraları’ndan.* Doğal evrim/dönüşüm zaten gerçekleşmek isterken bunun gerçekleşmesinin yolunu kapatan engellerden söz eder Patanjali ve kendi yolunda akmak isteyen ama önünde engeller olan bir akarsudan örnek verir. Bu suyun önündeki engelleri kaldırmak… İşte bu, dönüşümü başlatacak “eylem” olarak işaret edilir Yogasutra’da. Durgun sudan, akarsuya dönüşümü yani başka

Erteleme

Erteleme huyumuz çok pis değil mi? Yapmak istemediğimiz şeyleri erteliyoruz, yapmaya üşendiğimiz şeyleri; bizi korkutan ya da zorlayan, gözümüzde büyüyen… Bunlar anlaşılır da yapmaya bayıldığımız şeyleri bile erteliyoruz ya, işte en çok buna şaşırıyorum. Bir süre önce film platformu MUBİ’ye üye oldum. Her gün bir film gösterime giriyor ve filmler 30 gün boyunca gösterimde kalıyor.

Sahi, siz neden yogaya başlamıştınız?

Birkaç yıldır yeni başlayanlar için yoga dersleri veriyorum. İlk buluşmalar benim için hala heyecan vesilesi. Her zaman da öyle olacak gibi görünüyor. Dört buluşmadan oluşan bu programın ilk derslerinde sorarım: _ “Neden yoga yapmak istiyorsunuz?” Genelde bu soru pek beklenmez. Kendini bir anda matın üzerinde buluvermiş gibi şaşırıp düşünenler de olur, bir fikri olanlar da…