Bilinçdışı, Unbewußt ya da Chitta. Peki ya bilinçaltı?

Hız, haz, yas, mutluluk, şefkat, arzu, bağlanma, özgürlük, acı, farkındalık, şimdide ve burada olmak, yapmak yerine olmak, acı, zihin, koşullanma, beklenti, yargı… Batılı düşünüş biçimi bu kavramlardan söz ederken Epikuros’dan giriyor, Freud’dan çıkarken illa ki Nietzsche’ye, Schopenhauer’a, Spinoza’ya uğruyor. Büyük düşünürlerin insanı sarıveren düşüncelerinden söz edilirken örneğin Bruno’nun, Schopenhauer’un, Spinoza’nın Hint düşünüşünden ne kadar etkilendiğine

Nefesine yaklaş, sana bir şeyler söylüyor.

“Om! En büyük ve en iyi olanı bilen, en büyük ve en iyi olur. Yaşam Soluğu (Prana) en büyük ve en iyi olandır.”* — “Yaşam soluğu (Prana) umuttan daha büyüktür. Nasıl tekerlek parmakları tekerleğin göbeğinde birleşirse, bunun gibi her şey yaşam soluğuna bağlıdır. Yaşam ancak bu solukla sürebilir. Yaşam soluğu hayat verir.”*   Yukarıdaki satırlar,

Houston*! Hiçbir sorun yok çok şükür

Yoga amaçtı da meditasyon ertelenen bir şeydi. 1 yıl öncesine kadar asanalar meditasyon alanıydı. Hareketin içinde genişleyen zamanı izlemek, tamamen nefeste ve histe olmak üzerine kurulu pratiklerle çalıştım uzun süre. Geçen sene meditasyona oturmaya başlamamla beraber her asana farklı anlamlara büründü. Kalça açıcılar, denge pozları, öne kapanmalar, geri bükülmeler, güçlendiren pozlar… Hepsi o minderin üzerinde

“Follower” beden

Beden zihin ilişkisinde denge sanki biraz kaybolmuş, ipler sanki zihnin eline geçmiş, zihin karar veriyor genelde ne yapılacağına, mesela çok yorgun beden, dışarı çıkacak hali yok, ama önceden verilmiş bir söz var gidiliyor, daha fenası o işe gidilecek tabii ki her gün. Ya da çok enerjik, uyumak istemiyor, hareket istiyor ama uyunması gerek çünkü sabah erken