Yoga, Nefes, Zihin İşçiliği

Nilüfer Eyiişleyen, Marmara Üniversitesi Gazetecilik Lisans, Bahçeşehir Üniversitesi, Sinema Yüksek Lisans mezunu; İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi, Felsefe öğrencisi. 20 yıl boyunca reklam metin yazarı; seyahat, sinema, ekonomi temalı dergilerde editör; uluslararası markalara kurumsal iletişim hizmeti veren ajanslarda yayın koordinatörü olarak çalıştı. Kurucusu olduğu iletişim ajansında yönetici ve içerik üreticisi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

“Altı üstü iki hareket yapacağız, nedir bu tantana, bu süslü laflar…”

Yogaya ilk başladığımda sınıfta sık sık söylenen ‘bedeninle bağ kur’ cümlesini hiç anlamıyordum. Şimdi kelime olarak beden ne demek biliyorum, kur fiilini anlıyorum, bağ kelimesini de…Ama beden, bağ ve kurmak bir araya gelince ortaya çıkan şey niye bu kadar önemli anlayamıyordum. Zaten ben ve bedenim aynı değil miyiz? Bağ kurmaktan öte bedenimle bir değil miyim? 

Underground Yoga’dan ne anlıyorum?

İzmir’de Pure Nefes&Yoga’da Underground Yoga üzerine bir atölye çalışması yapacağım. Güç ve efor gerektirdiğini düşündüğümüz asanaların içine kendimizi bırakarak, pranayamalar ile daha da derinleşerek etkiyi hissedeceğimiz bir çalışma… Güçlendiren pozlarda bırakmak mümkün mü, bırakarak güçlenmek nasıl mümkün, bunu keşfedeceğiz. Cildimizde, eklemlerde, kemiklerimizde, kaslarımızda, iç organlarımızda asanalar bize ne hissettiriyor, bunlara odaklanacağız. Yerle ve hava ile

Bir Kumkurdu, Balık, Çiçek ve Ben

 Gördüğünüz duvar resmi Müge Okay’a ait, Om Yoga’nın merdivenlerinde. Çok severim Müge’yi, çok komiktir, çok tatlıdır ve çok yeteneklidir. Dünyanın lafını konuştuk da bu çizimle ilgili konuşmadık hiç, tuhaf… Resim boğucu geliyor bana, bayağı bedenimin içinde bir taş var sanki, beni bir nehrin altına doğru çekiyor, su tuzlu değil kaldıramıyor beni, batıyorum dibe, nefes alamıyorum,

Burada Sorun Var Houston*

Şimdi sanki şöyle bir durum da çıktı ortaya, aslında pek bir problemimiz yok, uygarlığın geldiği bu noktaya kendini adapte edemeyen şapşirik sinir sistemimiz durmadan yanlış alarm veriyor. Bu yüzyılın şanslı insanları olarak bizler güvenli ortamlarda, güvenli evlerimizde yaşıyoruz, artık vahşi hayvanlardan kaçmamıza, avlanmaya ihtiyacımız yok. Su ihtiyacımız için timsahlara yem olmuyoruz, salgın hastalıklar kırmıyor soyumuzu